BÜYÜNÜN DOĞASI

Büyünün gerek öteki dinsel eylem ve kurumlarla ilişkisi, gerek toplumsal psikolojik işlemlerinin tanımındaki belirsizlik, doğası konusunda yanlış anlaşılmalara yol açmıştır. Bu belirsizlik büyük ölçüde kültürel ve tarihsel evrim konusunda 19. yüzyılda Batı bilimine egemen olan görüşlerden kaynaklanır. Özellikle eski ve ilkel toplumlardaki büyü dinsel olgulardan ayrı ele alınan ve dinsel ya da kültürel anlamından soyutlayıp bir boş inanç olarak değerlendiren bu etnosantrik görüş, büyünün dinle ve kültürle olan temel bağlarının ve benzerliklerinin gözden kaçmasına neden olmuştur.

Büyü eyleminin dinsel eylemlerin içerdiği ruhani özden yoksun olduğu, içsel bir inanıştan çok, dış öğeleri yönlendirmeye dayandığı, bu yüzden de dinsel anlamda daha basit ve alt düzeyde bir kategori olduğu yaygın kanı da, yanlış anlamaları körüklemiştir.

Burada kullanılan tanım ise büyü ile öteki dinsel olgular arasında temel ayrımı ortaya koymaktadır. Buna göre, din ile büyünün temelini oluşturan güçler benzer olsa da din, insan ile ruhani güçler arsında dolaysız bir ilişki, büyü ise, kişisel olmaktan çok teknik bir eylemdir.